Glutensiz beslenen ya da laktoza duyarlı biri sofrada varsa tarif baştan gözden geçirilmek zorunda kalır. Meyane ile ilgili alerji dostu değişiklikleri ve tadı bozmadan yapılabilecek malzeme geçişlerini derledik.
Alışveriş listesini tarifin sırasına göre değil, reyon düzenine göre yazmak zaman kazandırır. Meyane konusunda tazeliği kritik olan ürünleri en sona bırakmak, dolaba girene kadar geçen süreyi kısaltır.
Meyane ile ilgili hazırlığa başlamadan önce malzemeleri temel, yardımcı ve süsleme olarak üç gruba ayırmak işi kolaylaştırır. Böylece pazarda ya da markette gereksiz ürün almadan, eksik kalan tek kalemi de fark ederek çıkarsınız.
Meyane konusunda ilk hedef mükemmel sonuç değil, süreci tanımak olmalıdır. Birkaç tekrardan sonra ısı, süre ve kıvam ilişkisi kendiliğinden oturur.
Mutfağa yeni adım atanlar için en doğru başlangıç, az malzemeli ve kısa süreli tariflerdir. İlk denemelerde ölçüye birebir uymak, sezgiyi geliştirmenin en güvenli yoludur.
Kısaca, meyane konusunda yöntem seçimi, elde etmek istediğiniz kıvama göre değişir. Süre kısıtı olan günlerde düdüklü tencere avantaj sağlar, ancak tat derinliği açısından yavaş pişirme genelde öne çıkar.
Menü kurarken aynı dokuyu ve aynı baharat ailesini tekrar etmemek gerekir. Meyane için yoğun bir tabak seçildiğinde tatlıyı sade tutmak, sofrayı bunaltmaz.
Bir yemek tek başına değil, yanındaki tatlarla birlikte hatırlanır. Meyane ile ilgili bir ana yemeğin yanına hafif bir meze ve ferah bir içecek koymak, sofranın ağırlığını dengeler.
Uygulamada, kalan malzeme çöp değil, yeni bir tarifin başlangıcıdır; ekmek içi, sebze sapları ve az kalmış soslar buna örnektir. Meyane konusunda artanları ayrı bir kutuda toplamak, hafta sonu tek bir yemeğe dönüşmelerini kolaylaştırır.
Kuru baklagil ve etli yemeklerde düdüklü tencere pişme süresini normal tencereye göre üçte bire kadar indirebilir. Basınç kurulduktan sonra ateşi kısıp süreyi oradan saymak gerekir, yoksa malzeme dağılabilir. Sebzeli tariflerde ise sebzeleri en sona ekleyip kısa süre pişirmek, dokusunun korunmasını sağlar.
Çoğu zaman, sulu yemekleri kısık ateşte, bir iki kaşık su ekleyerek ısıtmak kurumayı engeller ve tadı tazeler. Fırın yemekleri ve hamur işlerinde 160 santigrat derecede üzeri folyolu ısıtma, mikrodalgaya göre çok daha iyi sonuç verir. Aynı porsiyonu tekrar tekrar ısıtmaktan kaçınıp yalnızca yiyeceğiniz kadarını ayırmanız hem lezzet hem güvenlik açısından doğrudur.
Kural olarak, birçok yemek pişirildikten sonra buzdolabında 2 ile 3 gün rahatlıkla saklanır, hatta bazı sulu yemekler bekledikçe lezzetlenir. Salata, kızartma ve çıtır dokulu tariflerde ise hazırlık aşamasını önceden yapıp son adımı servis öncesine bırakmak daha doğru olur. Sos, doğranmış sebze ve marine edilmiş etleri ayrı kaplarda saklamak, yemek gününde işinizi büyük ölçüde kısaltır.
Konya pazarlarında bulacağınız yerel ürünleri denemek, alıştığınız tarife bile bambaşka bir karakter kazandırabilir.